Sürdürülebilirlik; mimarlık dünyasında son yirmi yılın en sık tekrarlanan kavramı. Ne yazık ki çoğu zaman bir bina kabuğuna eklenen güneş paneliyle veya bir cephedeki yeşil duvarla aynılaştırıldı. Oysa sürdürülebilirlik; yapının daha kurulmadan, daha henüz çizgi yokken alınan kararlarda saklıdır.
Pasif tasarım
Bir binayı sürdürülebilir kılan ilk karar; oryantasyondur. Yapı doğru yönelmediğinde; ne kadar yalıtım yaparsanız yapın, ne kadar güneş paneli kullanırsanız kullanın, yıllık enerji bilançosu bozulur. Merve’da her projeye bir güneş çalışması ile başlarız; yapının ana yaşam mekânları güneye, servis mekânları kuzeye yönelir.
Yerel malzeme
Bir taş, dağdan çıkarılıp aynı dağın eteğine yerleştirildiğinde; karbon ayak izi nakliyat süresiyle orantılıdır. Aynı taş; deniz aşırı bir mermerle ikame edildiğinde, taşın çevreye verdiği yük yüz kat artar. Yerel malzeme; yalnızca estetik bir tercih değil, sürdürülebilirliğin kökenidir.
Uzun ömür
Bir yapının en yeşil hâli; mümkün olduğunca uzun süre kullanılabilmesidir. Bu nedenle Merve’da bizim için ana sürdürülebilirlik metriği; yapının ne kadar yaşayabileceğidir. Yıllarca dayanacak detaylar, yenilenebilen yüzeyler, geri çevrilebilir mekanik altyapı; bizim için “yeşil”in karşılığıdır.
Su ve enerji
Bunlar; pasif tasarım kararları doğru alındıktan sonra üzerine eklenen ikinci katmandır. Gri su geri kazanımı, yağmur suyu depolama, güneş paneli, jeotermal — bu sistemlerin hiçbiri; yapının doğru tasarlanmamış olmasını telafi edemez. Ama doğru tasarlanmış bir yapıya eklendiklerinde; ciddi bir farkı yaratırlar.
Sürdürülebilirlik bir özellik değil disiplindir
Merve’da; sürdürülebilirliği bir “ek özellik” olarak hiç sunmadık. Her projeyi sürdürülebilir yapacak şekilde tasarladık. Bu bizim için bir reklam söylemi değil; sade bir mimari disiplinin kendisidir.


